Tasarım ve İnşa
Alberg'in imzası, 30'ların profilinde net bir şekilde kendini gösterir: düşük fribord, uzun kıç ve baş çıkıntıları, dar genişlik ve uzun bumbaya sahip, kısa baş üçgen tabanlı alçak en-boy oranlı arması, tekneye dönemin karakteristik hatlarını taşıyan kırık bir kasara hattı kazandırır. Gövde, fiberglas kumaş ve polyester reçinenin sağlam bir laminasyonuyla inşa edilmiştir; demir balast tam boy fiberglas salmaya gömülmüş, o salmaya da dökme demirden yapılmış bir fiberglas kompozit dümen bağlanmıştır. Güverteler ve kasara yapıları fiberglastır; sertlik sağlamak amacıyla bazı yerlerde dolgu malzemesi kullanılmıştır. 1970 öncesi üretilen teknelerde bu amaçla masonite kullanılırken, daha sonraki gövdelerde balsa ağacına geçilmiştir. Bu mirasa sahip tekne sahipleri, teknelerin son derece sağlam ve denizci olduğunu doğru bir şekilde değerlendirirler; Practical Sailor dergisi de normal aşınmaya bağlanamayan yapısal sorunların dikkat çekici derecede az olduğuna dikkat çeker. 1970 öncesi teknelerde, sert kullanımlar altında çatlayabilen lamine ahşap bir direk destek kirişi bulunurdu; hayatta kalanların çoğu bu zayıflığı sonradan eklenen bir alüminyum plaka ile gidermiştir. (1)
Arma ve Kullanım
Aynı direk ve bumba, modelin doğuşundan bu yana 30'u desteklemektedir ve sarmalı ana yelken sistemi en başından beri standarttı. Orta derecede ağır deplasmanı, gevşek gövde kesitleri ve geniş ıslak alanı nedeniyle tekne nispeten hantal bir performansa sahiptir ve ortalama 220 olan PHRF temel derecesiyle vasat bir performans sergiler. Başlangıçta dengeli olan modern gövdelerle karşılaştırıldığında hızlıca yatar, ancak yaklaşık 20 derecede güven verici bir şekilde sertleşir; bu davranış, büyük ana yelkenine ve başlangıçtaki yumuşaklığına bağlıdır. Tek tip inşa standardı büyük değişiklikler olmadan korunduğu için, 30 yıl arayla inşa edilmiş tekneler hala tek tip olarak yarışabilir ve sınıf mükemmel bir filo yarışı seviyesini korur. 1975 ile 1978 yılları arasında #575 numaralı Altair gövdesiyle Yves Gelinas ve Terrell Adkisson da dahil olmak üzere birkaç kişi bu tasarımla tek başına dünya turu yapmıştır. (1)
Konaklama
Güverte altında 30, kendi dönemine sadık bir tasarıma sahiptir. İç düzen; salon ranzaları, bölünmüş bir kuzine, dar bir tuvalet/banyo ve harita masası ile salon ranzası görevi gören bir buz kutusu kapağı etrafında şekillenmiştir. Modern 30 fitlik teknelerle karşılaştırıldığında iç hacminin yüzde 20 ila 25'ini feda eder ve boyuna ve deplasmanına göre oldukça dar hissettirir. Güverte üstünde ve güverte altında sade yağlı tik kullanımı yaygındı, ancak 1970 öncesi gövdelerde maun tercih edilmişti. Hacimden yapılan bu ödün, teknenin geleneksel ve hoş görünümünün ile sağlam karakterinin bedelidir. (1)
Bilinen Sorunlar
Practical Sailor'ın sörvey raporunda, baş taraftaki alt çarmıh ayakları çarmıh ayağı yuvası, tasarımın belki de en zayıf noktası olarak işaret edilmiştir; bu bölüm kırılmadan önce hışırdama ve gövdeden ayrılma belirtileri gösteren kademeli bir çöküş moduna sahiptir; birçok tekne sahibi bu 30'un en zayıf noktalarını genişleterek fiberglasla yenilemiştir. Eski dümenlerde şeritlerin fiberglas laminattan ayrılması görülmekteydi, eski teknelerde endişe verici boşluklara sahip aşınmış dümen yatakları bulunurken, iğnecikler veya yatış bağlantı elemanlarının burçları yenilenmeye ihtiyaç duyabilir. Yeke donanımlı teknelerde yeke kafası bağlantı elemanında aşınma ve çatlama meydana gelir. Orijinal galvanizli çelik gaz tanklarında paslanarak delinme geçmişi bulunmakta ve motor erişimi oldukça zordur. 1970 öncesi havuzluk buz kutuları buzları kabul edilemez bir hızda eritiyordu ve orijinal olan eski ahşap gurcataların değiştirilmesi gerekecektir. Balsa dolgulu güverteler su emerek çürüyebilir ve sızdıran lumbuzlar ile bağlantı elemanları yaşlanmanın normal sonuçlarıdır. (1)
Refit ve Sahiplik
Whitby, 1969-70 yıllarında anlamlı ancak sınırlı güncellemeler yaptı: fiberglas iç kalıp, geliştirilmiş kaymaz kaplamalar, tik kontrplak heç kapağının değiştirilmesi, gövde-güverte bağlantısının revize edilmesi, tamboç tente (seahood) ve vinç tabanlarındaki kalıplanmış oyuklar; ahşap küpeşteler ise korunmuştur. Tekne, dümen dolabı sistemi kurulumlarına oldukça uygundur ve birçoğu motor yenilemiştir; orijinal 22 beygirlik Graymarine motorun ardından Atomic Four, 10 beygirlik Bukh dizel, Volvo Penta MD7A ve son olarak Volvo 2002 motorlar kullanılmıştır. Gray ve Bukh motorların yetersiz kaldığı ve parça bulmanın zor olduğu belirtilmektedir. Chesapeake Bay Alberg 30 One-Design Association, otuz yılı aşkın süredir varlığını sürdürerek sahiplerini seminerler, yarışlar ve bir el kitabı ile desteklemektedir.
Karar
Alberg 30, değişmeyen tek tasarım bütünlüğü sayesinde onu onlarca yıldır hem yarış hem de gezi sınıfı olarak koruyan, temelde denizci ve sağlam bir fiberglas teknedir. Satın alacak kişiden, yapısal dürüstlük ve derin bir kullanıcı topluluğu karşılığında klasik hacim ve mütevazı performansı kabul etmesini ister.
Avantajları
- 25 yıl boyunca değişmeyen tek tip standartlarıyla kapalı demir balast ve sağlam fiberglas gövde
- Normal aşınma dışında yapısal sorunların tamamen yokluğu; kanıtlanmış açık deniz ve tek başına dünya turu geçmişi
- Aktif, uzun ömürlü bir armatörler birliği ve sınıf yarış desteği
Dezavantajları
- Modern 30 fitlik teknelerden %20-25 daha az alana sahip dar yaşam alanı; tıkanmış tuvalet ve bölünmüş kuzine
- Baş taraftaki alt çarmıh ayağı çeneli bağlantısının bilinen zayıf noktası ve kontrol gerektirmesi
- Kötü motor erişimi; orijinal benzin tanklarının paslanarak delinmesi; bazı erken dönem motorların yetersiz güçte olması ve yedek parça desteğinin bulunmaması









